Yeme bozukluklarının türlerini, yaygın belirtilerini ve erken fark etmenin önemini ele alan bilgilendirici bir rehber.
Yeme bozukluklarının türlerini, yaygın belirtilerini ve erken fark etmenin önemini ele alan bilgilendirici bir rehber.
Yemek yemek yaşamımızı sürdürebilmek için temel bir ihtiyaçtır. Ancak bazen yemek, yalnızca açlığı gidermekten daha farklı anlamlar taşıyabilir. Kimi zaman stresli bir günün ardından rahatlamak, kimi zaman yalnızlığı bastırmak, kimi zaman da kontrol hissini yeniden kazanmak için yemeğe yönelebiliriz. İşte bu noktada yeme bozukluğu kavramı karşımıza çıkar. Yeme bozuklukları, kişinin yemekle, bedeniyle ve kilosuyla kurduğu ilişkinin sağlıksız bir hale gelmesiyle ortaya çıkan psikolojik rahatsızlıklardır. Bazı kişiler yemek yemeyi aşırı derecede kısıtlarken bazı kişiler ise kontrol etmekte zorlandıkları aşırı yeme atakları yaşayabilir. Yeme bozukluğu yalnızca fiziksel görünümü etkileyen bir durum değildir; kişinin duygularını, düşüncelerini, ilişkilerini ve yaşam kalitesini de etkileyebilir. Günümüzde yeme bozuklukları her yaş grubunda görülebilen önemli ruh sağlığı sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle aşırı yeme davranışı birçok kişi tarafından yalnızca irade eksikliği olarak değerlendirilse de çoğu zaman bunun altında çok daha karmaşık psikolojik süreçler bulunur. Bu nedenle yeme bozukluklarını anlamak, belirtilerini tanımak ve gerektiğinde destek almak oldukça önemlidir.
Yeme bozukluğu, kişinin yeme davranışlarında, beden algısında ve kilo ile ilgili düşüncelerinde ciddi bozulmaların ortaya çıktığı psikolojik bir rahatsızlıktır. Burada mesele yalnızca ne kadar yemek yenildiği değildir. Asıl konu, kişinin yemekle kurduğu ilişkinin nasıl şekillendiğidir.
Bunu bir evin alarm sistemine benzetebiliriz. Normal şartlarda alarm yalnızca gerçek bir tehlike olduğunda çalışır. Ancak sistem bozulduğunda bazen ortada hiçbir tehdit yokken alarm çalmaya başlar. Yeme bozukluklarında da açlık ve tokluk sinyalleri, beden algısı ve yemekle ilgili düşünceler benzer şekilde işlevini kaybedebilir. Kişi aç olmadığı halde yoğun bir şekilde yemek yiyebilir ya da ciddi açlık yaşadığı halde yemek yemekten kaçınabilir.
Yeme bozuklukları yalnızca yemekle ilgili değildir. Çoğu zaman kişinin özsaygısı, kendilik değeri, duygularını düzenleme biçimi ve yaşamındaki stres kaynaklarıyla yakından ilişkilidir. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca beslenme düzenine değil, kişinin duygusal dünyasına da odaklanmak gerekir.
Yeme bozukluklarının belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Ancak bazı işaretler oldukça yaygın görülür.
Birçok kişi için yemek zamanla duyguların dili haline gelir. Üzüntü, öfke, yalnızlık veya hayal kırıklığı doğrudan ifade edilemediğinde yemek bu duyguların taşıyıcısı olabilir. Ancak duygular geçici olarak susturulsa da temel sorun devam ettiği için kişi aynı döngünün içinde kalabilir.
Yeme bozukluklarının tek bir nedeni yoktur. Genellikle biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.
Araştırmalar, bazı kişilerin yeme bozukluklarına karşı genetik yatkınlık taşıyabileceğini göstermektedir. Beyindeki iştah, ödül ve duygu düzenleme sistemlerinde rol oynayan mekanizmalar da etkili olabilir.
Özellikle mükemmeliyetçi kişiler için beden, kontrol edilebilen son alanlardan biri haline gelebilir. Hayatın diğer alanlarında yaşanan belirsizlikler arttıkça kişi kilosunu veya yediği yemekleri kontrol etmeye daha fazla odaklanabilir.
Günümüzde sosyal medya, filtrelenmiş beden görüntüleri ve gerçekçi olmayan güzellik standartları birçok kişinin beden algısını etkileyebilmektedir. Sürekli olarak “kusursuz” bedenlere maruz kalmak kişinin kendi bedeninden memnuniyetsizlik duymasına neden olabilir.
Yeme bozukluklarını bazen uzun süre biriken damlaların oluşturduğu taşkına benzetebiliriz. Tek bir olay değil, yıllar boyunca biriken baskılar, eleştiriler, kaygılar ve duygusal yaralar bu sürece katkı sağlayabilir.
Kişinin kilo alma korkusu nedeniyle yemek yemeyi ciddi şekilde kısıtladığı ve normalin altında kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu hissettiği yeme bozukluğudur. Beden algısındaki bozulma belirgin özelliklerden biridir.
Kısa sürede aşırı miktarda yemek tüketildikten sonra kusma, laksatif kullanma veya aşırı egzersiz yapma gibi telafi davranışlarının görüldüğü yeme bozukluğudur.
Kişinin kontrolünü kaybetmiş gibi hissederek aşırı yeme atakları yaşadığı ancak sonrasında kusma veya telafi davranışlarının görülmediği durumdur. Günümüzde en sık karşılaşılan yeme bozukluklarından biridir.
Belirli yiyeceklerin tadı, kokusu veya dokusu nedeniyle kişinin yeterli beslenememesiyle karakterizedir. Bu durum kilo kaybına ve beslenme yetersizliklerine yol açabilir.
Belirli tanı kriterlerini tam karşılamasa da kişinin yaşamını olumsuz etkileyen yeme davranışlarını kapsayan gruptur.
Yeme bozuklukları her yaşta ve her cinsiyette görülebilir. Ancak bazı gruplarda daha sık karşımıza çıkar:
Toplumda yaygın olan yanlış inanışlardan biri, yeme bozukluklarının yalnızca genç kadınlarda görüldüğüdür. Oysa erkeklerde, çocuklarda ve ileri yaşlarda da yeme bozuklukları ortaya çıkabilmektedir.
Yeme bozuklukları yalnızca psikolojik değil, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi sonuçlar doğurabilir.
Tedavi edilmeyen yeme bozuklukları yaşamı tehdit edecek düzeyde ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle erken müdahale büyük önem taşır.
Aşırı yeme davranışı çoğu zaman yalnızca açlıktan kaynaklanmaz. Pek çok kişi aslında duygusal açlığı fiziksel açlıkla karıştırabilir.
Bir düşünün; telefonunuzun şarjı azaldığında onu prize takarsınız. Ancak ekran kırıldığında şarj etmek sorunu çözmez. Benzer şekilde bazı duygusal ihtiyaçlar da yemekle giderilmeye çalışıldığında geçici bir rahatlama sağlasa da temel ihtiyaç karşılanmamış olur
Aşırı yeme ile baş etmek için şu yöntemler yardımcı olabilir:
Unutulmamalıdır ki aşırı yeme çoğu zaman bir sorun değil, başka bir sorunun işaretidir. Bu nedenle yalnızca davranışı durdurmaya çalışmak yerine altında yatan duyguları anlamak daha kalıcı bir değişim sağlayabilir.
Anoreksiyada kişi ciddi şekilde yemek kısıtlar ve kilo almaktan yoğun korku duyar. Bulimiada ise aşırı yeme ataklarının ardından kusma veya telafi davranışları görülür.
En sık ergenlerde ve genç yetişkinlerde görülür ancak her yaş ve cinsiyette ortaya çıkabilir.
Stres tek başına anoreksiya nedeni değildir ancak risk faktörlerinden biri olabilir ve mevcut belirtileri artırabilir.
Psikiyatrist, klinik psikolog ve diyetisyenden oluşan multidisipliner ekip tedavide önemli rol oynar
Anoreksiya yalnızca kilo ile tanımlanmaz. Tanı, kişinin beden algısı, davranışları ve psikolojik belirtileri değerlendirilerek konulur.
Bazı vitamin ve mineral eksiklikleri iştahı etkileyebilir ancak aşırı yemenin nedeni çoğu zaman yalnızca vitamin eksikliği değildir.
Başlıca anoreksiya nervoza, bulimia nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu, ARFID ve diğer tanımlanmış yeme bozuklukları olmak üzere birkaç temel tür bulunmaktadır.