Obsesif Kompulsif Bozukluk’un (OKB) belirtilerini, takıntı ve zorlayıcı davranışların günlük yaşam üzerindeki etkilerini anlamaya yardımcı olan bilgilendirici bir rehber.
Obsesif Kompulsif Bozukluk’un (OKB) belirtilerini, takıntı ve zorlayıcı davranışların günlük yaşam üzerindeki etkilerini anlamaya yardımcı olan bilgilendirici bir rehber.
Aklımıza gelen her düşünceyi seçemeyiz. Gün içinde zihnimizden yüzlerce, hatta binlerce düşünce geçer. Çoğu düşünce gelir ve giderken bazıları zihnimizde takılı kalabilir. İşte obsesif kompulsif bozukluk, kişinin istemediği halde aklına gelen düşüncelerle ve bu düşüncelerin yarattığı kaygıyla mücadele ettiği bir ruh sağlığı sorunudur.
Halk arasında takıntı hastalığı olarak da bilinen OKB, yalnızca çok düşünmek ya da titiz olmak anlamına gelmez. Obsesif kompulsif bozukluk yaşayan kişiler, obsesyon adı verilen rahatsız edici düşünceler nedeniyle yoğun sıkıntı yaşayabilirler. Bu sıkıntıyı azaltmak için ise kompulsiyon adı verilen tekrarlayıcı davranışlara başvurabilirler.
Örneğin bir kişi kapıyı kilitlediğini bilmesine rağmen tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacı hissedebilir. Bir başkası ise istemediği halde zihnine gelen zarar verme düşüncelerinden dolayı yoğun kaygı yaşayabilir. OKB kişinin iş yaşamını, ilişkilerini ve günlük işlevselliğini etkileyebilen bir durumdur. Ancak doğru tedavi ve destekle belirtilerin önemli ölçüde azalması mümkündür.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin istemediği halde zihnine gelen düşünceler, dürtüler veya imgeler ile bu düşüncelerin yarattığı sıkıntıyı azaltmak için yaptığı tekrarlayıcı davranışlarla karakterize bir ruh sağlığı bozukluğudur.
Bir ev alarmı düşünün. Normalde hırsız girdiğinde çalması gerekir. Ancak sistem bozulduğunda ortada gerçek bir tehlike yokken de alarm çalmaya başlayabilir. OKB’de de beynin tehdit algılama sistemi bazen aşırı hassas çalışabilir. Kişi gerçek bir tehlike olmamasına rağmen yoğun bir tehdit hissi yaşayabilir.
Obsesyon, kişinin istemediği halde zihnine gelen, tekrarlayan ve rahatsızlık yaratan düşünce, dürtü veya imgelerdir. Bu düşünceler kişinin değerleriyle ve karakteriyle uyumlu olmayabilir. Tam da bu nedenle yoğun kaygı yaratırlar.
Mikrop bulaşacağı düşüncesi
Ocağı açık bıraktığı korkusu
Birine zarar vereceği düşüncesi
Dini veya ahlaki içerikli rahatsız edici düşünceler
Partnerini yeterince sevmediğine dair şüpheler
Hata yapma korkusu
Simetri ve düzen ihtiyacı
Burada önemli olan nokta şudur: OKB yaşayan kişiler bu düşünceleri istemezler. Hatta çoğu zaman bu düşüncelerden rahatsız olurlar.
Günlük hayatta “çok düzenli” veya “çok titiz” kişiler için obsesif kelimesi kullanılabilir. Ancak klinik anlamda obsesif olmak, yalnızca titiz olmak demek değildir. Kişinin yaşamını etkileyen, sıkıntı yaratan ve kontrol etmekte zorlandığı obsesyonların bulunması gerekir.
Kompulsiyon, obsesyonların yarattığı kaygıyı azaltmak amacıyla yapılan tekrarlayıcı davranışlar veya zihinsel eylemlerdir. Kompulsiyonlar kısa süreli rahatlama sağlar. Ancak uzun vadede OKB döngüsünü güçlendirir.
Sürekli el yıkamak
Kapıyı tekrar tekrar kontrol etmek
Aynı cümleyi zihinde tekrar etmek
Sürekli güvence istemek
Belirli sayılara göre hareket etmek
Eşyaları simetrik dizmek
OKB’de kişi çoğu zaman rahatlamak için yaptığı davranışların mantıklı olmadığını bilir. Ancak kaygı o kadar yoğun olabilir ki davranışı durdurmakta zorlanır.
Takıntılar zamanla kişinin yaşam alanını daraltabilir. Süreç içinde şu olumsuzluklar görülebilir:
Saatler süren kontrol davranışları
İş performansında düşüş
İlişki problemleri
Sosyal izolasyon
Yoğun kaygı
Depresif belirtiler
Bunu bir bataklığa saplanmaya benzetebiliriz. Kişi çırpındıkça kurtulmaya çalışır ancak kullandığı yöntemler bazen daha fazla içine çekilmesine neden olur.
Bulaşma OKB’si: Mikrop, kir veya hastalık bulaşacağı korkusu ön plandadır.
Kontrol OKB’si: Kapı, priz, ocak veya güvenlikle ilgili tekrar tekrar kontrol davranışları görülür.
Zarar Verme Obsesyonları: Kişi istemediği halde kendisine veya başkasına zarar vereceğine dair düşünceler yaşayabilir.
Dini ve Ahlaki Obsesyonlar: Günah işleme, yanlış yapma veya ahlaki hata yapma korkuları görülebilir.
İlişki OKB’si: Kişi ilişkisini, duygularını veya partnerini sürekli sorgulayabilir.
Simetri ve Düzen OKB’si: Eşyaların belirli bir düzende olması ihtiyacı hissedilebilir.
OKB’nin tek bir nedeni yoktur; çok boyutlu etkenler rol oynar:
Biyolojik Faktörler: Beyndeki bazı nörolojik süreçler ve genetik yatkınlık etkili olabilir.
Psikolojik Faktörler: Aşırı sorumluluk hissi, belirsizliğe tahammülsüzlük ve mükemmeliyetçilik rol oynayabilir.
Çevresel Faktörler: Stresli yaşam olayları ve travmatik deneyimler belirtileri artırabilir.
Şema terapi perspektifinden bakıldığında bazı kişiler için hata yapmanın tehlikeli olduğu veya her şeyden sorumlu olunması gerektiği inançları OKB belirtilerini besleyebilir.
Tekrarlayan düşünceler
Sürekli şüphe duyma
Kaygı
Güvence arama
Tekrarlayıcı davranışlar
Kararsızlık
Belirsizliğe tahammülsüzlük
Zihinsel kontrol çabaları
Takıntılı biri çoğu zaman zihnindeki belirsizliği azaltmaya çalışır. Sorun şu ki kesinlik arayışı arttıkça şüphe de büyür.
Bu nedenle kişi:
Aynı soruyu tekrar tekrar sorabilir,
Sürekli onay isteyebilir,
Karar vermekte zorlanabilir,
Kontrol davranışlarını tekrarlayabilir.
OKB tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Tedavide en sık kullanılan yöntemler şunlardır:
Bilişsel Davranışçı Terapi
Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP)
Şema Terapi
EMDR (eşlik eden travmatik yaşantılar varsa)
Psikiyatrik değerlendirme ve gerektiğinde ilaç tedavisi
Düşüncelerle Savaşmayı Bırakın: Zihne gelen her düşünce anlam taşımaz.
Belirsizliğe Alan Açın: OKB’nin temel yakıtlarından biri kesinlik arayışıdır.
Kompulsiyonları Fark Edin: Rahatlamak için yaptığınız davranışların döngüyü nasıl sürdürdüğünü gözlemleyin.
Mindfulness Uygulamaları Yapın: Düşünceleri gerçek kabul etmek yerine fark etmeyi öğrenmek faydalı olabilir.
Profesyonel Destek Alın: OKB çoğu zaman kişinin tek başına çözmeye çalıştıkça güçlenen bir döngüdür.
OKB yaşayan kişiler çoğu zaman rahatsız edici düşüncelerden kurtulmaya çalışırlar. Ancak araştırmalar bize sorunun yalnızca düşüncenin kendisi olmadığını gösteriyor. Asıl sorun kişinin düşünceyle kurduğu ilişkidir.
Gökyüzünden geçen bulutları düşünün. Bazı insanlar bulutları izler. OKB ise kişiyi bulutlarla savaşmaya zorlar.
Şema terapi açısından bakıldığında ise bazen OKB’nin altında “Hata yapmamalıyım”, “Her şey benim sorumluluğumda” veya “Belirsizlik tehlikelidir” gibi köklü yaşam kuralları bulunabilir. İyileşme çoğu zaman düşünceleri yok etmekle değil, onlarla farklı bir ilişki kurmayı öğrenmekle başlar.
OKB yaşayan birçok kişi aslında yalnızca bir şeyden emin olmak ister. Kapıyı gerçekten kilitledim mi? Ya yanlış bir şey söylediysem? Ya sevdiğime zarar verirsem? Ya aklıma gelen bu düşünce benim gerçek isteğimse? Bu soruların ortak noktası kesinlik arayışıdır.
Ancak hayatın hiçbir alanında yüzde yüz kesinlik yoktur. OKB ise kişiyi ulaşılması mümkün olmayan bir güven duygusunun peşinden koşturur.
Bunu bir kumar makinesine benzetebiliriz. Kişi her kontrol ettiğinde kısa süreli rahatlar. Ancak rahatlama geçince yeniden kontrol etmek ister. Böylece döngü devam eder. Sorun kapının kilitli olup olmaması değildir. Sorun zihnin “tam emin olmalıyım” kuralıdır.
Bir ev alarmı düşünün. Normalde yalnızca gerçek bir tehlike olduğunda çalışması gerekir. Ancak sistem bozulduğunda rüzgar estiğinde, kedi geçtiğinde veya yaprak düştüğünde de alarm çalmaya başlayabilir. OKB’de de beynin tehdit sistemi bazen benzer şekilde çalışır. Gerçek bir tehlike olmamasına rağmen kişi yoğun kaygı hissedebilir.
Bu nedenle kişi:
Kapıyı açık unutmuş gibi hissedebilir,
Birine zarar verecekmiş gibi korkabilir,
Kirlenmiş gibi hissedebilir,
Hata yapmış gibi hissedebilir.
Buradaki önemli nokta şudur: Hissedilen tehlike gerçektir. Ancak tehlikenin kendisi çoğu zaman gerçek değildir.
Size şimdi bir dakika boyunca beyaz ayıyı düşünmemenizi söylesem ne olur? Muhtemelen aklınıza sürekli beyaz ayı gelir. İnsan zihni ilginç çalışır. Bir düşünceyi zorla uzaklaştırmaya çalıştığımızda çoğu zaman daha sık ortaya çıkar. OKB yaşayan kişiler de genellikle rahatsız edici düşüncelerden kurtulmaya çalışırlar.
Ancak düşünceyi:
Bastırmak,
Yok etmeye çalışmak,
Sürekli analiz etmek,
Mantıklı açıklamalar bulmak
çoğu zaman onu daha da güçlendirir. Bu nedenle modern terapi yaklaşımlarında amaç düşünceyi ortadan kaldırmak değil, onunla kurulan ilişkiyi değiştirmektir.
OKB yaşayan kişilerin en büyük korkularından biri akıllarına gelen düşüncelerin kendilerini tanımladığına inanmalarıdır.
“Ya çocuğuma zarar verirsem?”
“Ya eşimi aslında sevmiyorsam?”
“Ya istemeden kötü bir şey yaparsam?”
Bu düşünceler kişiyi korkutabilir. Oysa araştırmalar gösteriyor ki insanların büyük çoğunluğunun zihninden zaman zaman rahatsız edici düşünceler geçer.
OKB’de fark yaratan şey düşüncenin içeriği değil, ona verilen anlamdır. Bir düşüncenin zihne gelmesi onun gerçekleşeceği ya da kişinin onu istediği anlamına gelmez. Gökyüzünde kara bulut görmek yağmurun mutlaka yağacağı anlamına gelmediği gibi.
Bazı kişiler için OKB yalnızca kaygı bozukluğu değildir. Aynı zamanda çocuklukta öğrenilmiş bazı yaşam kurallarıyla da bağlantılı olabilir.
“Hata yapmamalıyım.”
“Her şey benim sorumluluğumda.”
“Kontrolü kaybedersem kötü şeyler olur.”
“Belirsizlik tehlikelidir.”
Bu kurallar yıllar içinde o kadar otomatik hale gelir ki kişi onları sorgulamadan yaşamaya başlar. Şema terapi bu noktada yalnızca belirtilere değil, belirtileri besleyen temel inançlara da odaklanır.
OKB yaşayan kişilerin yakınları çoğu zaman yardımcı olmaya çalışırken farkında olmadan döngüyü sürdürebilirler.
Sürekli güvence vermek,
Defalarca soruları cevaplamak,
Kontrol davranışlarına eşlik etmek,
Kaygıyı azaltmak için ritüellere katılmak
kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun vadede OKB’yi güçlendirir. Bu nedenle amaç kişinin kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil, kaygıya rağmen yaşamayı öğrenmesine destek olmaktır.
OKB, zayıf iradenin ya da karakter eksikliğinin sonucu değildir. Beynin tehdit algılama sisteminin aşırı hassas çalıştığı, kişinin zihniyle yorucu bir mücadele içine girdiği bir durumdur. Ancak iyi haber şu ki OKB tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.
İyileşme çoğu zaman zihindeki tüm düşünceleri susturmakla değil, onların hayatımızı yönetmesine izin vermemeyi öğrenmekle başlar. Çünkü özgürlük, akla hiç rahatsız edici düşünce gelmemesi değil; o düşünceler geldiğinde bile yaşamaya devam edebilmektir.
Obsesif kişiler çoğu zaman zihinlerinde oluşan şüpheyi azaltmaya çalışırlar. Bir şeyi yaptıklarını bilseler bile tam olarak emin olamayabilirler. Örneğin kapıyı kilitlediğini bilir ama yine de tekrar kontrol etme ihtiyacı hissedebilir. Bazı kişiler temizlik, düzen, simetri veya hata yapmama konusunda yoğun kaygı yaşayabilir. Burada önemli nokta şudur: Obsesif kişi çoğu zaman bu düşüncelerden rahatsızdır. Yani bu davranışları keyif aldığı için değil, içindeki kaygıyı azaltmak için yapar.
OKB yaşayan kişiye yargılayıcı, küçümseyici veya alaycı yaklaşılmamalıdır. “Abartıyorsun”, “Takma kafana”, “Saçma düşünüyorsun” gibi cümleler kişiyi rahatlatmak yerine daha yalnız hissettirebilir. Destekleyici yaklaşım şu şekilde olabilir: “Bunun seni çok zorladığını görüyorum.”, “Bu düşüncelerle mücadele etmek yorucu olmalı.”, “Bir uzmandan destek almak sana iyi gelebilir.” Ancak yakınların sürekli güvence vermesi de OKB döngüyü güçlendirir. Örneğin kişi tekrar tekrar “Ellerim temiz mi?” diye soruyorsa her seferinde “Evet temiz” demek kısa süreli rahatlatır ama uzun vadede kaygıyı besleyebilir.
OKB her yaşta görülebilir. Ancak belirtiler çoğunlukla ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde başlar. Çocukluk döneminde de ortaya çıkabilir. Ailede OKB veya kaygı bozukluğu öyküsü olan kişilerde risk artabilir. Bunun yanında mükemmeliyetçilik, aşırı sorumluluk hissi, belirsizliğe tahammülsüzlük ve yoğun stres de OKB belirtilerini artırabilir.
OKB ilerlediğinde kişinin günlük yaşamı belirgin şekilde kısıtlanabilir. Kişi saatlerce temizlik yapabilir, defalarca kontrol edebilir, karar vermekte zorlanabilir veya zihnindeki düşünceler nedeniyle işine, okuluna ve ilişkilerine odaklanamayabilir. Zamanla kişi sosyal ortamlardan kaçınabilir, ailesiyle çatışmalar yaşayabilir ve yoğun kaygı nedeniyle yaşam kalitesi düşebilir. Bazı kişilerde depresyon, uyku problemleri ve tükenmişlik de görülebilir.
Hayır. OKB şizofreniye dönüşmez. OKB ve şizofreni farklı ruh sağlığı durumlarıdır. OKB’de kişi genellikle düşüncelerinin abartılı, mantıksız veya rahatsız edici olduğunun farkındadır. Şizofrenide ise sanrılar, halüsinasyonlar ve gerçeklik değerlendirmesinde bozulmalar görülebilir. Ancak bazı ağır OKB durumlarında kişinin içgörüsü azalabilir. Bu nedenle doğru değerlendirme için psikiyatri uzmanına başvurmak önemlidir.
OKB’de genellikle sanrı olmaz. Obsesyonlar kişinin istemediği halde zihnine gelen, rahatsız edici düşüncelerdir. Kişi çoğu zaman bu düşüncelerden rahatsız olur ve onların gerçek olmasını istemez. Sanrıda ise kişi yanlış bir inanca güçlü biçimde inanır ve bu inanç kolay kolay değişmez. Örneğin OKB’de kişi “Ya ellerime mikrop bulaştıysa?” diye yoğun kaygı yaşar. Sanrıda ise kişi kanıt olmamasına rağmen “Bana kesinlikle zehir veriliyor” gibi değişmeyen bir inanca sahip olabilir.